Dr. Ercan Kesal, Kars’ta geleceğin doktorlarına öğütler verdi

Dr. Ercan Kesal, Kars’ta geleceğin doktorlarına öğütler verdi

Çekimleri Kars’ta devam eden SHOW TV’de yayınlanan Veliaht dizisinin oyuncusu Dr. Ercan Kesal, Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri ile söyleşide bir araya geldi.

Tacettin DURMUŞ

Çekimleri Kars’ta devam eden SHOW TV’de yayınlanan Veliaht dizisinin oyuncusu Dr. Ercan Kesal, Türk Tabipler Birliği Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır Tabip Odası’nın düzenlediği etiklikte, Kars Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri ile söyleşide bir araya geldi.

Ercan Kesal, Ağrı Kars Ardahan Iğdır Tabip Odası Başkanı ve Kars Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Barlas Sülü’nün öncülüğünde, Tıp Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen söyleşide öğrencilere mesleki öğütler verdi.

Oyunculuğunun dışında asıl mesleği doktor olan Ercan Kesal, Ağrı-Kars-Ardahan Iğdır Tabip Odası Yönetim Kurlu Üyesi Onur Naci Karahancı ile birlikte Tabip Odası Tıp Öğrencileri Komisyonu Başkanı Ekin Sönmez’in modarötörlüğünde “Hekimlik ve Sanat” konusunda yaptığı söyleşide hekimlikle sinema arasında çok net bir ilişkiyi fark edişinin senaryo yazmakla başladığını söyledi.

Geleceğin doktorları olacak Kars Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerine hastalarının dertleriyle hemhal olmalarını ve hastalarının dertlerine derman olmaktan kaçınmamaları için öğütler verdi.

Kendisinin bir doktor olduğunu hatırlatan sinema ve dizi oyuncusu Doktor Ercan Kesal, sinemaya başlamasının hastalarının hikâyeleriyle hemhal olmasıyla başladığını, hasta hikâyeleri ile sinemaya girdiğini söyledi.

Öğrencilerin sinema ve hekimlikle ilgili sorularını da cevaplandıran sinema ve dizi oyuncusu Doktor Ercan Kesal söyleşide öğrencilere yönelik şunları söyledi: “Benim hekimlikle sinema arasında çok net bir ilişkiyi fark edişim, senaryo yazmakla başıma geldi. Ben sinemaya oyuncu olarak girmedim. Benim sinema arzusuyla yanıp tutuşan birisi olduğum doğrudur.

Sinema hep meslek gibi değil ama seyretmekten, izlemekten, üzerine hayaller kurmaktan çok haz aldığım bir sanat dalıydı. Ama ben sinemaya yazarak girdim. Yani edebiyatçı tarafından girdim, senarist kimliğimle girdim. Senarist olmamı ve yazmamı ise hekimliğime borçluyum. Ben hasta hikâyeleri ile sinemaya girdim. Senaristlerinden biri olduğum bir film aslında bir hasta hikâyesidir. Bir mecburiyet hikâyesidir. Bizim yaptığımız en önemli ve en acayip iş aslında ticari film yapmaktır biliyorsunuz. Başka işimiz yok bizim. Tabi bir sürü şey konuşacağız tabii ki. Sorularınız da olacak.

Dün akşam çok kıymetli yapımcım Yamaç Okur ile birkaç gün önce burada misafirinizdim, hastanızdım. Kullanacağımız ilaçlar var işte hastalığımın gidişatıyla ilgili, kaburgalarımda çatlak var. Onunla ilgili yapımcım Yamaç Okur hastalığımla ilgili CHAT GBT’ye sorular soruyor. Her seferinde bana söyledikleri karşısında ‘biz tası tarağı toplayalım bırakıp gidelim, dükkanı kapatalım’ dedim. O kadar mükemmel cevaplar veriyor ki bunlar bizim yerimizi alacak duygusunu yaşadım. Ama gecenin sonunda tabii ben Yamaç’la sohbet ederken, mesleğimizi sizi, müktesebatımızı, ustalarımızı, kendi haysiyetimizi, hocalarımızı, hekimlik mesleğini de savunduk sonuna kadar.

Başka ne yapabiliriz biz de ayakta tutan şey yeniden hatırlanmamız gerektiğini anlattım. Hekimlik mesleğine ve hastalarımıza şükranım. onların bana anlattıkları onların bana koşulsuzca kendilerini ifade etmeleri sayesinde ben yazabildim. Yazabildiğim için oynayabiliyorum. Yazabildiğim için kameranın arkasında kendimi iyi hissediyorum, filmi çekebiliyorum, yeni hayaller kurabiliyorum.

Her soruya uzun cevaplar vermek gibi kötü bir alışkanlığım var. Burada belki de şunu söyleyen lazım. Eğer sinema tarafından konuşursak çok öznel bir şey yapıyoruz. Biz sinemacılar çok öznel bir şey yapıyoruz. Yani nasıl söyleyeyim film çekiyoruz, birbirlerinin hikâyelerini anlatıyoruz gibi dışarıdan gözüküyor ama aslında biz kendimizi anlatıyoruz, başka bir şey anlatmıyoruz. Kameranın önünde birilerini taklit ediyoruz, birilerini oynuyoruz, rol yapıyoruz zannediyorsunuz. Siz değil mi ama öyle gözüküyor dışarıdan.

Ben kendime kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ben rol yapmayı bilmiyorum bir kere. ben bunu bu yaşıma kadar fark etmedim ama bu yaşıma kadar iyi götürdüm. ben bildiğiniz o kimse o oluyorum aslında. O olmaya çalışıyorum aslında. O kişinin o karakterin bendeki karşılığına dönüp bakıp onu buluyorum.

O mutlaka tanıdığım birisi çıkıyor. Çünkü çok karmaşık bir adamım ben. Çünkü beni çok karıştırdı yaşadıklarım. Çünkü ülke, bu coğrafya, yeryüzü başımdan geçen 65 yıl, bir sürü şey bağışladı bana. Hastalarım o kadar aklımı karıştırdık ki, anlattıklarıyla o kadar çok hemhal oldum ki, mutlaka içimde onlara dair bir şey var duruyorum ve hiçbir yere gitmedikleri için de böyle gayet tırnak içerisinde söyleyeyim, “menfaatçi, üçkâğıtçı bir şekilde onları oradan çıkartıp onları Zülfikar Karslı yapıyorum, hastanede paspasçı yapıyorum, bir demiryolu işçisi yapıyorum.

Yani bir şey yapıyorum, yani benim yaptığım bu. Bu yüzden çok öznel bir şey yapıyorum. Nesnel bir şey yapıyorum. Çok böyle objektif ve subjektif şeylerden bahsediyorum. Bir sürü şey konuşacağız, bir sürü şey başınıza gelecek. Buradan çok iyi eğitimler alacak çıkacaksınız. Çünkü ben kendimi hasta olarak bunu deneğimleydim. Burası iyi bir üniversite, iyi bir fakülte, iyi hocalarınız var burada, burada iyi hekimler çıkar. Bu çok kıymetli bir şey. İyi ustalarınız var ve iyi bir çırak olacaksınız. Başka ne olacak ki, buradan gideceksiniz ve çıraklığınız devam edecek. Yeni ustalar olacaksınız. Sonra yeni çıraklar gelecek ve sizler onları usta olarak eğiteceksiniz.

Çok nesnel bir şey yapıyormuş gibi davranacaksınız ama öznelliğiniz bitmeyecek ki. Çünkü siz bu ülkenin bir parçasısınız bu ülkenin parçasısınız nereye gideceksiniz evet bu ülkede ne yaşanıyorsa onlar sizin ruhunuza sirayet edecek ve siz bazen söylemediklerinizden, sustuklarınızdan dolayı bence kendinizi iyi hissetmeyeceksiniz. Her şey aslında çok öznelmiş gibi gözükse de, içinizde de karışıklıktan doğduğu için dolayı biz o karışıklıkların dermanını arıyoruz. Aslında bizim hakikaten yaramızın merhemi bu toprakların bize kazandırdıklarıdır. İşte bu yüzden dertlenmekten, hastalarınızın dertlerine derman olmaktan Allah aşkına kaçınmayın, kenara çekilmeyin.”

cekimleri-karsta-devam-eden-show-tvde-yayinlanan-veliaht-dizisinin-oyuncusu-dr-ercan-kesal-kafkas-universitesi-tip-fakultesi-ogrencileri-ile-soyleside-bir-araya-geldi.jpgcekimleri-karsta-devam-eden-show-tvde-yayinlanan-veliaht-dizisinin-oyuncusu-dr-ercan-kesal-kafkas-universitesi-tip-fakultesi-ogrencileri-ile-soyleside-bir-araya-geldi-001.jpgcekimleri-karsta-devam-eden-show-tvde-yayinlanan-veliaht-dizisinin-oyuncusu-dr-ercan-kesal-kafkas-universitesi-tip-fakultesi-ogrencileri-ile-soyleside-bir-araya-geldi-002.jpg

dr-ercan-kesal-karsta-gelecegin-doktorlarina-ogutler-verdi.jpgdr-ercan-kesal-karsta-gelecegin-doktorlarina-ogutler-verdi-001.jpgdr-ercan-kesal-karsta-gelecegin-doktorlarina-ogutler-verdi-002.jpgdr-ercan-kesal-karsta-gelecegin-doktorlarina-ogutler-verdi-003.jpg